Bu Kime Ait?


 

Her şeyin enerji olduğunu artık biliyoruz... Tüm düşünceler, duygular, hisler, yargılar, inançlar,.. Birer enerji... Bu enerjiler, boşluğa salıveriliyor... Yani; aklımızdan geçen her şey, boşlukta süzülüp, bir diğerine uğruyor☺ O enerji, bir diğerine uğradığında, kişi sanıyor ki ona ait bir düşünce, duygu, ağrı,... Ama değil! Burası çoook önemli... Bizler her an, kolektif bilinçten bu enerjileri algılıyoruz ve “bizim” yapıyoruz... Bizim yaptığımız her enerji bedenimize ve bize yapışıyor. Sonra da başlıyoruz kendimizi yargılamaya; ben ... bir insanım, ben hastayım, gribim, ölmek istiyorum, başım ağrıyor, depresyondayım,.. İnsanlığın kolektif bilincinde ise pozitiften çok negatif vardır... Bunun sebebi; birçoğumuzun düşük titreşim seviyelerindeki duygu ve düşüncelere sahip olmamız; kızgınlık, öfke, nefret, kin, rekabet, kıskançlık,... Access Consciousness; duygu, düşünce, yargı, inanç, ağrılarımızın,... %98’i bize ait olmadığını söyler... %98 ! Biz ise bize ait olmayan şeyleri “düzeltmekle” meşgulüz. Öyle olduğunu ve de olduğumuzu sandığımız her şey yalan... O zaman tüm bu duyguları sahiplenip, çoğaltmanın değeri ne? Yargılamanın değeri ne? Tüm acılara, ızdıraplara, öfkeye, kine, nefrete tutunmanın değeri ne? p>

Bunu gerçekten algıladığımızda ortada kişiler ve durumlar hakkında “tanımlar” kalır mıydı? Sen nötrlendiğinde, yani; özgürleştiğinde koleftif bilince katkını algılayabiliyor musun? Bunu her birimizin yapabilmesi için neler mümkün? Peki, bize ait olmayan bu şeylerden nasıl özgürleşebiliriz? İşte sırrı; kendimizde tüm ağrı, duygu, düşünce, his, yargı, inanç, bakış açısı fark ettiğimizde, cevabını düşünmeden o enerji yok olana ya da hafifleyene kadar sorarız “bu kime ait?” Diye... Hayat ya sandığımızın ötesinde kolaysa? p>

Duygu Şen Aytaç