Vazgeçmek...


 

Sen kendinden vazgeçebilir misin toplam kendine kavuşabilmek için?


Neydi kendin? Kimdin sen? Hangi ailede dünyaya geldin? Hangi bedeni seçtin? Hangi kimlikleri kabullendin oyuna girerken? Hangi sıfatları yakıştırdın ve hangilerini yakıştırmadın kendine? Hangi bakış açıların, düşüncelerin, inançların, yargıların, korkuların ayırdı seni kendinden de durmadan arar oldun kendini yeni bir sıfatta, yeni bir evde, yeni bir ilişkide, yeni … larda? Ne zaman kopmaya karar verdin benden? Ne zaman ayrı yaptın kendini bizden? Ne zaman dışladın kendini koca evrenden de bunu yaptığında bir sen olduğuna karar verdin eyy can? Ne zaman korktun kendi gücünden de sırf onu gizlemek için kendini çukurlara atıp atıp durdun? Kendinden vazgeçmemekten, hiç olmanın ne olduğunu daha anlamadan hiç olmaktan ne ara bu kadar korktun da yok olacağına karar verdin? Ateşlerde yanmak bu olsa gerek… cehennem olsa olsa budur. Bir bilsen biz olmanın sevincini, coşkusunu 1 sn bile ben’i seçmezdin…

Ben; senin gerçek sandığın tüm kimlikler, yargılar yani zihnin, yani egon. evren, kainat kadar büyükken kendini toz taneciği kadar yapan senin zihnin. Zihnin bu büyüklüğü algılayamaz! Tahmin bile edemez… Eğer yaşamak için yaşadığını farkına varıyorsan bir de vazgeçmeyi dene … en kötü farklı bir şekilde yaşamak için yaşarsın ama en azından denemiş olursun… Ya da fark edersin “biz”in gücünü… Aynı anda evrenle atar kalbin… Ve bu muhteşemliğin bir parçası olduğun için eğilirsin bütünlüğün karşısında ve şükredersin iyi ki varım diye… Varlığını kanıtlama ihtiyacın olmaz artık. Çünkü tüm varlığını ve varoluşu hissedersin iliklerine kadar… Tüm varoluşun da seni olduğun gibi koşulsuzca sevdiğini fark edersin. Çünkü sen ondan ayrı değildin ki hiçbir zaman. Kendini boşu boşuna hırpalamıştın bunca zaman… kendini boşuna yargılamıştın, cezalandırmıştın, değersiz görmüştün… Ben’den vazgeçmek, gerçek varoluşla aynı anda akmaktır… Varoluşun ayrılmaz bir parçası olduğunu en hafif şekilde deneyimlemektir. Kelimelerin asla tarif edemediği bir alandır. Her zaman orada olduğun ama zihninin gürültüsünden asla orada olmadığını sandığın yer…

Duygu Şen Aytaç