Ya Varılacak Bir Nokta Yoksa?


 

Ya varılacak bir nokta yoksa gerçeği algılamak için? Ya zaten ordaysan? Onu zor yapmayı kim sever? Onu ulaşılmaz ve varılması gereken nokta olarak kim görür? Kendini yalnız, tek başına kim zanneder? “Zihin”. Zihin, düşman mıdır? Hayır. Sadece dualite dünyasını deneyimleyebilmemiz için olması gerekendi ego. Hep arayışımız, yol kat ettiğimizi düşünüp ama daha çok yolum var diye kendimizi bu sanal realitede oyalamamız zihnimizin zor olanı sevmesi ve çözüm araması görevini yapma isteği değil midir? Peki, bizde olmayan bir şeyi algılayabilir miyiz? Arar mıydık o zaman? Ya sen tek başına değil de, kalbin alemindeysen her an? Sadece zihinle yaşamaya alıştığın için her an orada oluşunu fark etmiyorsan? Ya sen alemsen? Alem de sen? Ya orada, tam kalbinde bir evren varsa? Evren de sensen? Gökkuşağı renklerinden oluşan, tanımsız, mantıksız, koşulsuz sevgi tapınağın, mabedindeysen? Ya Dünya aynı fantastik filmlerdeki gibi capcanlı renklerin olduğu, hiç olacağını tahmin etmediğin canlıların olduğu ve aynı çizgi filmlerdeki gibi imkansız’ın olmadığı bi yerse? Ya hayaller ve rüyalar gerçekse ama zihinle var edilen sanal gerçeklikler asıl yalan olansa? Ya gerçek, aynı çizgi filmlerdeki ya da hayallerdeki ya da rüyalardaki gibi hafif, önemsiz, anlamsız ama neşeli ve eğlenceliyse? Henüz olmadığını zannettiğin sana, bir de kalbinden bakmayı seçer miydin? Ya Dünya’ya?

Duygu Şen Aytaç